10 bin yıldır yenen meyve artık el yakacak: Üretici isyan etti zammın haberini şimdiden verdi

Img

Anadolu topraklarında kültüre alınması 10 bin yıl öncesine dayanan ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında tarımsal politikalarla el üstünde tutulan üzüm üretimi, bugün maliyet krizi ve şirketlerin fiyat dayatmasına yenik düşüyor. Elazığ’ın Koruk Köyü’ndeki üreticiler, artan girdi masrafları ve yaşanan dolu felaketlerinin yarattığı darboğazı anlatarak, tüketiciye yansıyacak zammın tarladaki çıkış noktasını gözler önüne serdi.

Artan maliyetlere bakılmaksızın üzüm firmalarının ürünleri düşük fiyatlara almaya çalıştığını belirten üretici Ali Çok, piyasadaki tablonun tarladaki başlangıcını şu sözlerle aktardı:

“3 kuşak üzüm üreticisiyim. Üzümün kaderi kötü gidiyor. Son dönemlerde bu mevsim koşulları, dolu vurması, don vurması her sene başımızda böyle bir sıkıntı oluyor. Bu sene de üzümlerimizi hem dolu vurdu hem rüzgardan kırılmalar var. Hastalık bir yandan. Bir şekilde mücadele ediyoruz. Zirai ilaçlar çok pahalı. Mazot almış başını gidiyor. Köylünün hali pek parlak değil. Üzüm firmaları istedikleri gibi üzümü almaya çalışıyorlar, ucuz almaya çalışıyorlar. Kendilerine göre bir fiyat politikaları var. Masraflara bakmıyorlar; köylünün emeğine bakmıyorlar. Bizler bahardan beri uğraşıyoruz, bahardan beri uğraştığımız halde elimizde bir şey yok. İşlerimiz pek parlak değil maalesef. Köylüye destek olunması lazım, sahip çıkılması lazım. Proje üretilmesi lazım. Bizler zor durumdayız.”

“HEM ÜZÜM YOK HEM İLAÇ PAHALI”

Bu yıl yaşanan dolu felaketinin Elazığ genelinde üzüm rekoltesini büyük oranda vurduğunu aktaran üretici Vahap Arpa, tezgahlardaki fiyat artışının en büyük nedeni olan mahsul eksikliğine dikkat çekti. Arpa, devlet desteği talebini şu sözlerle dile getirdi:

“Bağlarımızda bu sene de geçen sene olduğu gibi sıkıntı yaşadık. Geçen sene don ve dolu vurdu. Dolu 2 sefer vurdu üstelik. Yaklaşık 90 – 100 dönüme yakın bağım var. Hem üzüm yok, üzüm olmadığı gibi ilaç da pahalı, çok büyük bir sıkıntı çekiyorum. Bu yönden devletimizin bizlere yardımcı olması lazım. Sadece bağlar için değil, arpa buğdaylarımızda da bir şey yok köyümüzde.”

MALİYETLER KATLANDI KURUMLAR SESSİZ KALDI

Maliyet artışları ve doğa olaylarının getirdiği yükü resmi kurumlara taşıyan ancak yanıt alamayan çiftçiler, üretimi sürdürmekte zorlanıyor. Girdi maliyetlerindeki artışın ürün fiyatlarına zam olarak yansımasının kaçınılmaz olduğunu gösteren süreç hakkında konuşan Cemal Çok, çözüm için adresin Meclis olduğunu belirtti:

“Dolu nedeni ile bu sene çok etkilendik. Bizim maliyetlerimiz çok yüksek. Aldığımız gübre, mazot hepsi katlandı. Girdi maliyetlerinde yüzde 34’lük bir artış varken bizim maliyetlerimiz daha da katlandı. Bizler bu koşullar altında üretimi devam ettirmeye çalışıyoruz. Ama bu çok zor. Tarım il müdürlüğü ve ilgili kişilere söyledik. Ama bir sonuç alamadık. Üreticiler olarak milletvekillerimizden sorunlarımızın mecliste görüşülerek dillendirilmesini bekliyoruz.”

“VERİM OLMAYINCA ÇİFTÇİ KAZANAMAZ”

Tarlada düşen verimin ve mazot, gübre gibi temel giderlerdeki fahiş fiyatların altını çizen üretici Akın Toktaş ise, market ve pazardaki pahalılığın arkasında yatan asıl neden olan üretim zorluklarını anlattı. Toktaş, şirketlerin fiyat dayatmasını şu sözlerle vurguladı:

“Bu yılda maalesef üzümde don yaşadık, iki defa dolu vurdu tarlalarımızı. Verim olarak da bayağı bir düşük, fiyatlar çok yüksek mazot yüksek. Verim de olmayınca çiftçi kazanamaz bu koşullarda. Firmalar da malın değerini vermiyorlar. İstediğimiz fiyatı alamıyoruz. Maliyetlerimiz çok yüksek. Gübre fiyatı işçilik çok yüksek. Biz üretici olarak ilgilenen kişilerden yardım bekliyoruz.” (ANKA)

yok

Author: Emre Demir